25 Ekim 2010 Pazartesi

hayat ne garip ya.. sanırım 17 yaşında falandım, birileri fast forward tuşuna basmış. her şey çok hızlı gelişiyo. bi bakıyosun, her bayram gidip elini öptüğün biri aniden ölüyo son kez göremiyosun bile, öte yandan aile katılan yeni fertler oluyo.sonra bi de çevrendekilerin yaşlanması.sanırım en çok da bu koyuyo ya biliyo musun..


aradan sadece 1 yıl geçiyo ama sanki insanlar o 1 yılda 10 yıl yaşlanıyolar.bakıyosun artık böyle halleri kalmamış, saçlarındaki aklar artmış, gülümsemeleri bile bi buruk. sanki o zamana kadar senindi de bi yerden sonra bi kopukluk olmuş, almış başını gitmiş.istiyosun ki enerjisi olsun yine ne bileyim eskisi gibi gülümseyebilsin, o bitkin hali olmasın ama nafile..



tabii ölümler sırayla.. bana öyle geliyo ki bi dönem gelicek ardı ardına birkaç ölüm görücem.sonra sıra yavaş yavaş bana gelecek.


..

-Ya bizim Ahmet vardı, hiç haberin var mı napıyomuş ne ediyomuş?

-O geçen ay..


muhtemelen böyle diyaloglar olucak, ne acı ya. böyle bi durumda ilk kurban ben olmak isterdim.çok bağlandığım insanlar yok çevremde yine de böyle bi şeye şahit olmak insanı moralmen çökertir.



öyle işte..benden bu kadar çok dokunaklı bi şeyler yazamadım, kusura bakmayın. ama en azından içimi döktüm rahatladım.hadi sağlıcakla kalın:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder